izmir escort bayan escort mersin adana rus escort escort konya malatya escort bayan escort konya
Anasayfa Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Çocukta otizmden ne zaman şüphelenilmelidir?

Cevap: Otizm sözel, sosyal ve davranış alanlarındaki sorunlarla kendini gösteren yaygın gelişimsel bir bozukluktur. Bu çocuklarda üç yaşından önce konuşmanın başlamaması, konuşma olsa bile şeklinin uygun olmaması (karşıdaki kişinin söylediklerini tekrarlama, zamirleri doğru kullanamama, bazı cümleleri anlamsız ve yerinde olmadan tekrarlama), seslenince bakmama, insanlara ilgi göstermeme, oyuncaklarla amacına yönelik oynamama (arabanın tekerleklerini çevirme, sallama, dönen cisimleri uzun sürelerle izleme), sık sık kendi etrafında dönme, öne arkaya anlamsızca sallanma, gereksiz yere el çırpma, taklite dayalı davranışların gelişmemesi (bay bay yapmama gibi), marka ve logolara aşırı ilgi, reklam ve müzik kanallarına yoğun düşkünlük en sık gözlenen bulgulardır. Bu davranışların olduğu her çocuk otistik olmamakla birlikte, gözlendiğinde dikkatli olunması ve bir uzman görüşü alınması faydalı olacaktır

Kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklarıma nasıl davranmalıyım?

Cevap: Kıskançlık her yaşta görülebilecek insanın temel duygularından bir tanesidir. Tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmamakla birlikte  denetlemenin öğrenilmesi gerekir . Kardeş kıskançlığı çok kardeş isteyen çocuklarda da sıklıkla görülebilir.Çocuk tarafından kardeşin gelişi onun için en değerli varlık olan annesinin sevgisinin paylaşılacağı ve bu şekilde azalacağı şeklinde algılanır. Çocuk tarafından annenin bebekle ilgilenmesi, doğuma bağlı yaşanan yorgunluklar  ve buna bağlı olarak kendisine olan ilginin azalmış görünmesi çocukta kıskançlık duygularının pekişmesine yol açar.   Bu dönemde çocuğun kreşe verilmesi veya odasının ayrılması sorunu daha da arttırabilmektedir. Kardeş yaşları arasındaki fark ne kadar azsa ve 3 yaş altındaki çocuklarda  kıskançlık duygusu daha da yoğun yaşanmaktadır. Sergilenmesi gereken tutum, diğer kardeşe ilgiyi azaltmamak, ancak aşırı sevgi gösterilerinden kaçınmak, çocuğun duygularını ifade edebilmesi için ortam sağlamak ( ben de çok yoruluyorum, kardeşim doğduğunda ben de benzer duygular hissetmiştim gibi geri bildirimlerde bulunulabilir), kardeşlerin arasındaki sorunlara birbirlerine fiziksel olarak zarar vermedikleri sürece karışmamak, çocuklar arasında “Sen ablasın” vs. gibi taraf tutulduğunu düşündüren söylemlerde bulunmamak olmalıdır.

İki yaş döneminin özellikleri nelerdir, nasıl davranmalıyız?

Cevap: 2 yaş döneminde çocuklar dünyayı ve nesneleri tanımak, sıklıkla soru sormak ve nesnelere dokunmak ister. Bu dönemde güvenliğini tehdit etmediği sürece nesnelere dokunmasına izin verilmeli ve soru sorması engellenmemelidir. Bazen de söz dinlemek istemez, ne denirse tersini yapar, uyku uyumada ve yemek yemede direnir.  Bu durumda ‘hayır’ ı sıklıkla kullanmamak, çocukla inatlaşmamak gerekir. İstenilmeyen davranışlarda dikkati başka yöne çekilmelidir. Bol Bol çocukla açık havada vakit geçirmek, enerjisini dışarı atmasına, kendini ortaya koymasına izin vermek gerekir. Bu arada anne-baba’nın da kendilerine ait bir zaman dilimi olmalıdır.

Tuvalet eğitimine ne zaman başlamalıyız?

Cevap: Tuvalet eğitimi çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Bazı çocuklarda 18. ayda başlarken, bazı çocuklarda 3.5 yaşa kadar devam edebilir. Çocuğun tuvalet eğitimine fiziksel ve zihinsel olarak hazır olması gerekir. Çocuk hiçbir zaman zorlanmamalı, korkutulmamalı ve cezalandırılmamalıdır.

Çocuğum parmağını emiyor, bunu nasıl bıraktırabilirim?

Cevap: Doğum öncesinde anne karnında başlayan emme, 3-4 yaşına kadar devam eder ve normal karşılanır. Ancak 5-6 yaşından sonra sona ermesi beklenir. 3-4 yaş dönemi öncesinde parmak emmenin gelişiminin bir parçası olduğu unutulmamalı ve telaş yapılmamalıdır. Parmak emmede alt ıslatma gibi yaşla birlikte azalmaktadır. Devam eden bir davranış ise, bunun fiziksel ve psikolojik nedenleri araştırılmalıdır.  4 yaşından sonra, parmak emmenin diş sağlığına, parmak yapısına nasıl zarar verdiği basit bir dille çocuğa usanmadan anlatılmalıdır. Olumsuz tavırlar çocuğun davranışı pekiştirmesine yol açabilir. Çocuklar yalnız kaldığında bu davranışı daha sık sergilerler. Ev içinde verilecek basit görevler bu davranışı azaltacaktır. Sağlıklı iletişim, yeterli derecede sevgi ve ilgi göstermek çocuğun kendini güvende hissetmesine yardımcı olur.

Çocuğa tırnak yeme alışkanlığı nasıl bıraktırılmalıdır?

Cevap: Tırnak yapısında oluşan problemler, diş bozuklukları gibi fiziksel rahatsızlıklar, parmak emmeye ve tırnak yemeye neden olan psikolojik sorunlar için ilgili uzmanlara başvurulmalıdır. 4 yaşından sonra, parmak emmenin ve tırnak yemenin diş sağlığına, parmağına ve tırnak yapısına nasıl zarar verdiğini, çocuğa usandırmadan ve anlayabileceği basit bir dilde anlatılmalıdır. Çocuk bu davranışlarından dolayı utanç yaşamamalı, kendini suçlu hissedip yargılamamalıdır. Kendisini bu davranışı yüzünden başarısız olarak algılarsa özgüvenini kaybedebilir. Aynı zamanda olumsuz tavırlar çocuğun bu davranışlarını da pekiştirebilir.

Çocuğa nasıl hayır denmelidir ?

Cevap: Çocuğuna “hayır” kelimesinin anlamını öğretemediğinden yakınan birçok ailenin temel sorunlarından biri de tutarsız söylem ve davranışlarda bulunmalarıdır. Bir gün evet dediğine yarın hayır diyen bir anne babanın çocuğu da ikilemler arasında kalır. Tutturmalar baş gösterir. Daha önceden yaşanmış bazı deneyimler, (örneğin başlangıçta hayır denilen bir şeyin daha sonra gerçekleştirilmesi gibi) çocuğun isteği olana kadar ısrarlı bir şekilde diretmesi şeklinde öğrenilmiş bir davranış olarak karşımıza çıkar. Veya anne babanın farklı mesajlar verdiği durumlarda çocuk bu durumu kendi istediği şeklide yönlendirmeye çalışabilmektedir. Bu nedenle anne babalar bir konuda çocuğa yasak koyacaklarsa önce buna kendi aralarında karar vermelidirler. Aynı şekilde koyulan kurallar çocuğun yaş ve eğitim düzeyine uygun ve uygulanabilir olmalıdır.

Çocuğa ‘hayır’ kelimesi net ve kararlı bir şekilde söylenmelidir. Neden “hayır” olduğu kısa ve onun anlayabileceği şekilde açıklandıktan sonra verilen karardan dönülmemeli ve konuyla ilgili gereksiz bir tartışmaya girilmemelidir. Ses tonu kızgın veya yalvarır bir şekilde olmamalıdır. Göz teması kurulmalı ve basit cümleler kullanılmalıdır. Kurallara uyan veya uymaya çaba gösteren çocuğun davranışları gözden kaçırılmamalı ve ödüllendirilmelidir. Çocuk eğitiminde “ödüllendirme” yöntemi öncelikli olarak tercih edilmelidir. En iyi ödül çocuğun olumlu davranışının mutlaka fark edilip takdir edilmesi ve memnuniyetin hissettirilmesidir. Bu çocuğun olumlu davranışının tekrarlanmasını arttırmada çok işe yarayacaktır. Çocuk çaba gösterdiği ve bunun karşılığını aldığı için, bir sonraki deneyiminde aynı güzel tepkiyi alabilmek için yine çabalayacak ve bu davranış şekli öğrenilecektir.

Çocuğa tırnak yeme alışkanlığı nasıl bıraktırılmalıdır?

Cevap: Tırnak yapısında oluşan problemler, diş bozuklukları gibi fiziksel rahatsızlıklar, parmak emmeye ve tırnak yemeye neden olan psikolojik sorunlar için ilgili uzmanlara başvurulmalıdır. 4 yaşından sonra, parmak emmenin ve tırnak yemenin diş sağlığına, parmağına ve tırnak yapısına nasıl zarar verdiğini, çocuğa usandırmadan ve anlayabileceği basit bir dilde anlatılmalıdır. Çocuk bu davranışlarından dolayı utanç yaşamamalı, kendini suçlu hissedip yargılamamalıdır. Kendisini bu davranışı yüzünden başarısız olarak algılarsa özgüvenini kaybedebilir. Aynı zamanda olumsuz tavırlar çocuğun bu davranışlarını da pekiştirebilir.

Çocukta konuşma gecikmesinin sebepleri nelerdir?

Cevap: Çocuklar yaşamlarının birinci yılından sonra tek tek kelimeler söylemeye, iki yaş civarında da iki kelimelik cümleler kurmaya başlarlar. Çocukların bir kısmında bu gelişim biraz daha erken veya geç olabilir. Erkek çocuklar kız çocuklara göre biraz daha geç konuşabilir.

Konuşmada gecikmeye neden olan durumlar:

Aile bireylerinde de geç konuşma öyküsünün varlığı,
Çocukta işitme sorunu
Aile içinde birden fazla dilin konuşulması
Zihinsel yetersizlikler
Otizm ve bağlanma bozuklukları, olarak özetlenebilir.

Çocuğum uykuya dalmakta güçlük çekiyor, neler yapılmalı?

Cevap: Erken çocukluk döneminde gelişime bağlı, kalıcı olmayan durumlar söz konusudur. Çocuğa ihtiyacı olan, gerekli desteği vererek rahatlatmak gerekir. Uykunun kalitesini bozan etkenlere dikkat edilmelidir. Isı, ışık, ses, yanlış beslenme, uyku öncesinde bir gerginlik, uyku saatlerinin düzensizliği gibi olumsuz dış etkenlerin ortadan kaldırılmalıdır. Yorgunluk, uykusuzluğa yol açabilecek durumlardan kaçınılmalıdır. Uyku saatinde öncesinde yapılan aynı ritüeller, (masal anlattırma, özel nesneler, dokunma, gece lambası) gevşetici-sakinleştirici davranışlar ve egzersizlerden faydalanılmalıdır.

Çocuğum kreşe başladı, ancak benden ayrılmak istemiyor, her sabah ağlıyor, ne yapmalıyız?

Cevap: Ana okul öncesinde, oyun grupları çocuğun okula alışma sürecini arttırır. Çocuk ana okuluna başlarken annenin de en az çocuk kadar duygusal anlamda hazır olması gerekir. Çocuğu her ağladığında okuldan almak tehlikeli bir durumdur. İçinde bulunduğu yaş dönemine göre çocuk uzun ayrılıklara hazır değildir. Dolayısıyla okulun ilk günleri annenin okulda kalmasının bir zararı yoktur ancak çocuk öğretmenine, arkadaşlarına alıştıkça bu süreç yavaş yavaş azaltılmalıdır. Anne ve öğretmen daima birlikte hareket etmelidir.

Son dönemlerde çocuğum cinsel bölgesini uyarmaya başladı. Şimdiden bu davranışı yaparsa ileride bir sakıncası olur mu, nasıl engelleyebiliriz?

Cevap: Çocukluk döneminde mastürbasyona sıklıkla rastlanmaktadır. Çocukların cinsel organlarını keşfetmesi onun sağlıklı gelişiminin bir parçasıdır. Tesadüfen bu bölgenin uyarılması hoşuna gider. Ancak yineleyici şekilde yapılan mastürbasyonun çocuğun ruhsal yaşantısında yolunda gitmeyen bir şeylerin de habercisi olabilir. Genellikle ilgi ve sevginin yeterince gösterilmediği yalnız çocuklarda görülür. Bu davranışı yaptığında çocuğa kızmamalı, dikkatini başka yönlere çekmeli, bol bol sosyal ortamlara girmesi sağlanmalı ve ailece zaman geçirilmelidir.

Çocuğum geceleri yalnız yatamıyor, ne yapmalıyım?

Cevap: Çocukların uyku döneminde yaşadıkları korku ve kaygılarla baş etmelerini sağlamak için birlikte yatmak yerine; çocuğun korkuları ifade etmesine fırsat vermek, onu dinlemek, rahatlamasına yardımcı olacak çözümleri birlikte bulmaya çalışmak daha etkili sonuçlar verecektir. Anne-babanın bu konu ile ilgili ortak bir tutum içinde olmaları önemlidir. Ama bu tutum tabi ki sert ve cezalandırıcı olmamalıdır.

Çocuğum çok iştahsız, daha kolay yemek yedirebilmek için nasıl davranmalıyım?

Cevap: Çocuğun kilosunda belirli bir düşüş söz konusuysa hem fiziki hem de ruhsal açıdan yardım edilmelidir. Yemek yemeyen, sofraya oturmak istemeyen çocuklara inatçı, ısrarcı, mücadeleci bir tutum sergilememek gerekir. Ancak diğer yemek saatine kadar yemek yiyemeyeceği söylenmeli ve bu konu bir daha açılmamalıdır. Yemek asla başka bir yere taşınmamalı ve alternatif sunulmalıdır. Çocuk oyuna dalmışsa yemek hazır olmadan 15 dakika önce yemek saati hatırlatılmalıdır. Sofraya ailece oturulmalıdır. Sevdiği yemeklerden istediği miktarda tabağına almasına izin verilmeli ve tabağını bitirmesi konusundaki sorumluluk ona bırakılmalıdır. Asla sevmediği yemekler zorla yedirilmemelidir. Yemek konusunda ödüllendirmek ve cezalandırmak yersizdir ancak, yemek sonrası birlikte yapılan bir aktivite iyi bir motivasyon olabilir.

Çocuğumun kendine güvenini arttırmak için neler yapabilirim?

Cevap: Çocuğun kendine güvenini arttırmak için, anne babalar çocuklarının normal gelişimini sağlamak açısından en başta onların yaşlarına uygun davranmaları gerekir. Kendi başlarına yapabilecekleri sorumlulukları, onun yerine üstlenmemeli ve yetenekli olduğu alanlarda da desteklemelidirler.  Aynı zamanda ev içinde yaşına, kişilik özelliklerine uygun sorumluluklar verilmelidir.

Çocuğum 5 yaşında hala altını ıslattığı için geceleri altını bağlıyoruz, bu doğru mu?

Cevap: Bu yaşta bir çocukta alt bağlama bu davranışın devam etmesini destekleyecektir. Bu nedenle altını bağlamamalı ve yatağa da koruyucu bir örtü serilmemelidir. Çocuğu utandırmamalı, altını ıslatmadığı günlerde ödüllendirici olunmalıdır. Akşam altıdan sonra sulu gıdalar kesilmeli ve yattıktan bir saat sonra mutlaka tuvalete kaldırılmalıdır. Bu uygulamaya rağmen devam eden olgularda ayrıntılı değerlendirme için çocuk psikiyatristine başvurulmalıdır.

Çocuğuma hiç söz geçiremiyorum, hep kendi istediklerinin olmasını istiyor, disiplini nasıl sağlayabilirim?

Cevap: Çocuğuna “hayır” kelimesinin anlamını öğretemediğinden yakınan birçok kişinin temel sorunlarından biri de tutarsız söylem ve davranışlarda bulunmalarıdır. Bir gün evet dediğine yarın hayır diyen bir anne babanın çocuğu da ikilemler arasında kalır. Tutturmalar baş gösterir. Daha önceden yaşanmış bazı deneyimler, (örneğin başlangıçta hayır denilen bir şeyin daha sonra gerçekleştirilmesi gibi) çocuğun isteği olana kadar ısrarlı bir şekilde diretmesi şeklinde öğrenilmiş bir davranış olarak karşımıza çıkar. Veya anne babanın farklı mesajlar verdiği durumlarda çocuk bu durumu kendi istediği şeklide yönlendirmeye çalışabilmektedir. Bu nedenle anne babalar bir konuda çocuğa yasak koyacaklarsa önce buna kendi aralarında karar vermelidirler. Aynı şekilde koyulan kurallar çocuğun yaş ve eğitim düzeyine uygun ve   uygulanabilir olmalıdır. Çocuğa ‘hayır’ kelimesi net ve kararlı bir şekilde söylenmelidir. Neden “hayır” olduğu kısa ve onun        anlayabileceği şekilde açıklandıktan sonra verilen karardan dönülmemeli ve konuyla ilgili gereksiz bir tartışmaya girilmemelidir. Ses tonu kızgın veya yalvarır bir şekilde olmamalıdır. Göz teması kurulmalı ve basit cümleler kullanılmalıdır. Kurallara uyan veya uymaya çaba gösteren çocuğun davranışları gözden kaçırılmamalı ve ödüllendirilmelidir. Çocuk eğitiminde “ödüllendirme” yöntemi öncelikli olarak tercih edilmelidir. En iyi ödül çocuğun olumlu davranışının mutlaka fark edilip takdir edilmesi ve memnuniyetin hissettirilmesidir. Bu çocuğun olumlu davranışının tekrarlanmasını arttırmada çok işe yarayacaktır. Çocuk çaba gösterdiği ve bunun karşılığını aldığı için, bir sonraki deneyiminde aynı güzel tepkiyi alabilmek için yine çabalayacak ve bu davranış şekli öğrenilecektir. 16.  Eşim ile benim disiplin ile ilgili tutumlarımız farklı, disiplin konusunda nasıl bir yol izleyebiliriz?Çiftlerin hangi yaklaşımları izleyecekleri konusunda birbirleriyle hemfikir olmalıdır. Birbirlerine karşı değil, birlikte uğraş vermeleri gerekir. Anne-babaların çocuklarına olan tepkileri, ruh hallerine rağmen hep aynı olup olmadığı dikkate alınmalıdır.  Farklı olduğu zamanlarda ne kadar etkili olduğuna bakılmalı ve bunun gerekirse sık yapıldığından emin olunmalıdır. Tutarlılık, kararlılık, övgü ve açık önergeler, saldırgan davranışlardan ve suçlamalardan daha çok yararlıdır.  Çocuklara bilinçli tepkiler vermeli ve ebeveynlerin ruh hali nasıl olursa olsun kararlı ve olumlu olmaları gerekmektedir. Anne-baba’nın çocuk hakkındaki düşüncelerine ve duygularına dikkat etmeli, hangi düşüncelerin daha iyi bir anne-baba olmasına yardımcı olduğu gözlenmelidir. Çocukların kötü davranışlarına dikkat etmeli ama iyi davranışlarını görmezden gelmemek gerekir.

Üç yaşındaki çocuğumda kekemelik başladı, nasıl davranmalıyız?

Cevap: Çocuk 2 – 4 yaş döneminde konuşmayı öğrenir ve ne söylediğine, nasıl söylediğine dikkat edilmeye başlar. Bu dönemde çocuğun düşünme hızı, sözcükleri çıkarabilme hızından fazladır. Bu nedenle çocukta geçici bir kekemelik görülebilir. Çocuk konuşurken duraklama ve yineleme yapar. Fakat kendisi bunun farkında değildir. Ama çevresindekiler bu duraklama ve yinelemeleri olağandışı olarak görebilir. Çocuğun çevresindekiler bunu fark etmez ya da konuşmasını düzeltmesi için zorlayıcı baskıda bulunmazsa, çocuğun dikkati konuşması üzerine çekilmezse, bu dönem düzgün konuşmayla tamamlanmış olur.

Çocuğuma oyuncak seçerken nelere dikkat etmeliyim?

Cevap: Oyun çocuk için sadece oyun değildir. Aslında çocuğun işidir. Yani ciddi bir şeydir çocuk için. Oyun içinde kendini ifade eder. Duygularını oyunları aracılığı ile yansıtır. Sorununu aslında oyun içinde çözmeye çalışır. Oyun ile öğrenir.  Çocuk için her şey oyuncak olabilir. Hatta bir tencere kapağı, bazen çok değerli bir oyuncaktan daha cezbedici olabilir.

Ancak seçilecek oyuncaklarda dikkat edilmesi gerekenler:

  • Seçilecek oyuncaklar çocuğun yaşına uygun olmalıdır.
  • Eğlenceli olabileceği gibi aynı zamanda merak uyandırmalıdır.
  • Eğitici olmalıdır.
  • Çocuğun gelişimini desteklemelidir.
  • Yaratıcılığını desteklemelidir.
  • Çocuk için herhangi bir risk oluşturmamalı. ( Kesici, sivri köşeli, zararlı içerikli maddelerden yapılma gibi )

0-1 yaş:

Çeşitli müzikli, yumuşak, ses çıkaran, oyuncaklar tercih edilebilir. Ağıza götürme açısından güvenli ve kırılmaz olmasına dikkat etmek gerekir. İç içe geçen halka, kutu tarzı oyuncaklar da dikkatlerini çekebilir.

1-3 yaş :

Bebekler, arabalar, hayvan figürleri , minyatür ev eşyaları, yerleri belli olan takılıp çıkartılabilen tahta pazıllar, el kuklaları, büyüklüklerine göre sırayla takılıp çıkarılan halkalar, büyük parçalı legolar, tahta bloklar, kolayca kullanabileceği müzik aleti ( kselefon gibi), mıknatıslı legolar

3-5 yaş:

Daha gerçekçi ayrıntılı bebekler, giysileri ve diğer eşyaları, kuklalar, giderek artan parça sayıları ile pazıllar, renk, şekil, sayı kavramlarını içeren tahta oyuncaklar, masa başında oynanabilen kutu oyuncaklar, ritim aletleri, legolar, çeşitli taşıt oyuncaklar, boncuk dizme oyunları, geçmeli bloklar, domino, lotto oyunları, memory kartları yada tahta oyuncakları, ip ve top oyunları malzemeleri

Her yaşa göre seçilecek uygun kitaplar, yine yaşa göre kontrol edilerek, kum oyuncakları, su oyuncakları, resim çizme malzemeleri, çeşitli boya kalemleri, hamur, gibi malzemeler hem onları rahatlatacağı, hem de yaratıcılıklarını destekleyeceği için unutulmaması gereken malzemelerdir.

Cinsel bilgi çocukla nasıl paylaşılır?

Cevap: Baştan itibaren çocuk ile iyi bir iletişim kurulması, ergenlik döneminde ebeveyne çok yardımcı olacaktır. Bu dönemin özelliği gereği ergen, arkadaşlık ilişkilerini her şeyin önünde tutar. Kafasındaki soruların cevaplarını da arkadaşlarında bulmaya çalışır veya günümüzde artık internet kullanımı çok yaygın internet yolu ile öğrenir.  Bu döneme kadar evde cinsellik konusunda hiçbir şey konuşulmadıysa ergen anne babanın bu konudaki bilgilendirme isteğini geri çevirmek isteyebilir. ( Bunları zaten biliyorum diyebilir ) Veya bu konu evde bir tabu ise ergen bundan utanabilir. ( Bazen bazı anne-baba için bu konuda konuşmak zordur )

Oysa gelişimin doğal bir parçası. Elbette bedende gelişim ergenlikte nasıl olur, cinsellik nedir gibi soruların doğru cevaplarını ergenin bir arkadaşından değil, bir yetişkinden öğrenmesi daha doğru. Kız çocuk için anne, erkek çocuk için baba bu bilgilendirmeyi yapabilir. Bu konu ile ilgili merak ettiği şeyleri sorabileceği hatırlatılır.

Eşim ile benim disiplin ile ilgili tutumlarımız farklı, disiplin konusunda nasıl bir yol izleyebiliriz?

Cevap: Çiftlerin hangi yaklaşımları izleyecekleri konusunda birbirleriyle hemfikir olmalıdır. Birbirlerine karşı değil, birlikte uğraş vermeleri gerekir. Anne-babaların çocuklarına olan tepkileri, ruh hallerine rağmen hep aynı olup olmadığı dikkate alınmalıdır.  Farklı olduğu zamanlarda ne kadar etkili olduğuna bakılmalı ve bunun gerekirse sık yapıldığından emin olunmalıdır. Tutarlılık, kararlılık, övgü ve açık önergeler, saldırgan davranışlardan ve suçlamalardan daha çok yararlıdır.  Çocuklara bilinçli tepkiler vermeli ve ebeveynlerin ruh hali nasıl olursa olsun kararlı ve olumlu olmaları gerekmektedir. Anne-baba’nın çocuk hakkındaki düşüncelerine ve duygularına dikkat etmeli, hangi düşüncelerin daha iyi bir anne-baba olmasına yardımcı olduğu gözlenmelidir. Çocukların kötü davranışlarına dikkat etmeli ama iyi davranışlarını görmezden gelmemek gerekir.

Çocuklara ölüm nasıl anlatılmalıdır?

Cevap: Çocuklarda soyut kavram gelişiminin 12 yaşta tamamlandığı düşünülürse, soyut bir kavram olan ölüm algısının çocuk tarafından algılanışının yaşa göre değişiklik gösterdiğini söylemek doğru olacaktır.

1.      Çocuğa ölüm olayının mümkünse ana-babası, değilse duygusal olarak yakın olduğu biri tarafından verilmesi tercih edilmelidir.
2.      Bu haberin verileceği ortam  önemlidir. Haberi alan çocuğun çeşitli tepkileri olabilir. Örneğin yaşına göre, hemen sonrasında gidip oyun oynamak isteyebilir hiçbir şey olmamış gibi ya da yatıp uyumak isteği başgösterebilir veya çeşitli sorular sorarak olayı anlamaya çalışabilir. Bu nedenle ortam, çocukla bir süre rahatsız edilmeden bulunulabilecek bir ortam olmalı.
3.      Haber açık olarak ve doğru şekilde verilmeli. Başka bir sözcük aranmamalı. “Ölüm” sözcüğü kullanılmalı. Özellikle yaş küçük ise oldukça somut ifadeler kullanmak gerekir.
4.      Ölüm nedeni “hastaydı” onun için, “ yaşlanmıştı  onun için” gibi yapılan açıklamalar çocukta, yaşlanma, hastalanma durumlarına karşı kaygı oluşturur. “ Annem yaşlanıyor o da ölecek mi?” “Hastayım ben de mi öleceğim” gibi çıkarımlar yapmalarına neden olur. Olayın her tür detayına, ya da dramatik detaylarına girmeden doğru bilgiyi aktarmak bu nedenle önemlidir.
5.      Çocukların soru sormalarına izin vermek gerekir. Eğer hiçbir şey sormuyorlarsa da istediği zaman sormak isteyeceği her tür sorusunun cevaplandırılabileceği söylenerek  ona biraz zaman tanımalı.
6.      Ölen kişiye ait resimler ortadan kaldırılmamalı.
7.      Çocuk ağlarsa buna izin verilmeli, kendisini toparlayıp ağlamaması gerektiği söylenmemeli.
8.      Çocuklar, cenaze evinden uzun süreli uzaklaştırılmamalı.
9.      Yetişkin, çocuktan duygularını saklamaya çalışmamalı. Çocuklar duygularını ifade edebilme becerisini öğrenerek büyürler. Dramatik sahneler görmesi gerekmez ama normal yas tutma sürecini yaşamasına izin vermek gerekir.

Sık sorulan bir başka soru da, “çocuklar cenaze törenine katılmalı mıdır?” Törenlerin bir işlevi olduğunu unutmamak gerek. Yas tutmanın sembolik olarak ifade edilmesine olanak tanır. Çocuğa sorulmalı, istiyorsa izin verilmeli, istemiyorsa da ısrarcı olmamalıdır. Tören sırasında çocuğa güvenilir ve yakınlık hissettiği bir yetişkin eşlik etmelidir.

Çocuğa boşanacağımızı nasıl söylemeliyiz?

Cevap: Anne babanın boşanması çocuklar için de yaşanması zor bir dönemdir. Bir çok alışkanlığı, bazen yaşadığı ev, hatta yaşadığı şehir değişir ve bu değişikliklere de uyum sağlama ile karşı karşıya kalırlar. Çocukların, anne-baba ayrılığına tepkileri, yaşlarına göre değişkenlik gösterebildiği gibi, konunun çocuğa anlatılması da yine yaşlarına uygun, anlayabilecekleri biçimle yapılmalıdır.

Boşanma kararını anne ve baba birlikte söylemeliler. Çatışma konuları ne olursa olsun anne-baba bu konuşmayı birbirleri ile çelişmeden tamamlamalılar. Eğer kolaylaştırıcı olacağı düşünülürse, bunun için önceden ne kouşacaklarını kararlaştırabilirler.Bu kararı geçişi kolay olsun diye (alıştıra alıştıra) “boşanmayı düşünüyoruz” değil, “ boşanmaya karar verdik şeklinde bildirmeliler. Aksi halde çocuk farklı beklentiler oluşturabilir ve tekrar birarada olmanın yollarını arayabilir )Ayrılma sebeplerinin çocuk ( kendi yaptıkları bir şeyin buna sebep olduğunu düşünebilirler ) ile ilgili olmadığı bunun, kendileri ile ilgili olduğu söylenmeli.Bundan sonra ne olacağı ile ilgili bilgiyi net olarak vermeliler.

  •     Çocuk kiminle ve nerede kalacak?
  •     Evden kim gidecek?
  •     Giden ebeveyn ile nasıl ve hangi sıklıkta görüşecek?
  •     Çocuk aynı okula gitmeye devam edecek mi?

Her zaman onun annesi-babası olmaya devam edeceklerini, bu durmun ona karşı olan sevgilerini değiştirmeyeceğini söylemeliler.

Konuşma sonrasında onun bir sorusu olup olmadığı sorulur. Eğer bir sorusu yoksa ısrar edilmemeli, ancak daha sonra aklına gelen bir şey olur ise rahatlıkla kendilerine sorabileceği söylenmeli.

Çocuğumun hayali arkadaşı var. Ruh sağlığı açısından anlamı nedir?

Cevap: Hayali arkadaşlara 3 – 4 yaş çocukluk döneminde sıkça rastlanmaktadır. Okul döneminin başlaması ile (yetişkin düşünce özelliklerinin başladığı dönem)  giderek azalıp kaybolmaktadır. Çocuğun yaşantısında bazen kısa bazen de uzunca süre yer alır ve değişmez özelliklere sahiptir. Erken çocukluk döneminde hayali arkadaş normal, sağlıklı, zihinsel ve duygusal gelişimin bir işareti olarak kabul edilse de, yine de değerlendirmeden önce bir yalnızlık duygusu ya da bir örselenme olup olmadığına dikkat edilmelidir. Ebeveynler hayali arkadaşı, ruhsal bir bozukluğun belirtisi olarak algılayıp kaygılanabilirler. Çocuk tamamen dış dünyadan kopmadığı sürece endişelenecek bir şey yoktur. Anne-Babalar çocuğun hayali düşüncelerini kabul etmeli ama çocuğun gerçek dünya ile arasındaki sınırlarını öğrenmesine ve sosyal ortamlara katılmasına yardımcı olmalıdır. Hayali arkadaşının arkasına saklanırsa da üstüne düşmemek gerekir.

Çocuğum çantamdan bir şeyler alıyor ya da ceplerinden kendine ait olmayan eşyalar çıkıyor. Daha öncede arkadaşına ait bir eşyasını almış.

Cevap: 3-4 yaş dönemindeki çocuklar izinsiz bir şey alınamayacağını bilir ama yinede alma isteğine engel olamaz. Ceplerinde de onlara ait olmayan oyuncaklar ve parlak nesneler bulunur. Çünkü çocuklarda okul öncesi çağın da mülkiyet kavramı gelişmemiştir. 5 – 8 yaş döneminde çalma davranışı daha sık görülür. Okul çağında devam eden çalmalar üzerinde daha sık durulmalıdır. Çocuklar ve aile yönünden nedenler araştırılmalı, mülkiyet kavramı öğretilmelidir. Aynı zamanda çocuk korkutulmamalı, suçlanmalara maruz bırakılmamalı ve şiddet görmemelidir. Hırsızlık kriminal bir suça ya da patolojik bir soruna dönüşürse de mutlaka bir uzmandan psikolojik yardım alınmalıdır.

Çocuğum son zamanlarda sıkça yalan söylüyor. Nasıl engelleyebiliriz?

Cevap: Çocuklar 5 yaşından önce gerçeği ayırt edemeyebilir, uydurabilir, olmamış olayları olmuş gibi anlatabilir ya da olayları abartılı anlatabilir. Böyle bir durumda çocuğun söyledikleri yanlış değerlendirilmemeli ve hiçbir zaman yalan olarak algılanmamalıdır. Çünkü gerçeklere sadık kalma davranışı bu yaş döneminden sonra gelişmektedir.  İlkokul çağında bu durum sona erer, paniklemeden bunun gelişiminin bir parçası olarak düşünüp, değerlendirmek gerekir. Ancak yalan söylemeye devam ediyorsa, sorunların ya da stres unsurlarının neler olabileceği konusunda ebeveynler dikkatli olmalıdır. Aileler, çocukların yalan söylemelerine karşı sert, aşağılayıcı tutumlar içerisine girmemeli, katı disiplin uygulanmamalıdır. Çocukla sağlıklı iletişim kurmak, yalan söylemeyerek iyi örnek olmak,  çocuğun yalan söyleyerek çıkar elde etmesini engellemek gibi tutumlar sergilenmelidir.

Çocuğum ilkokula başladı, 3 hafta oldu, hala ağlayarak okula gidiyor, benim okulda beklememi istiyor?

Cevap: Çocuklar ilkokula başladıkları ilk  1-2 hafta içinde anneden ayrılmakta zorluk çekebilirler, bu normal kabul edilebilir. Ancak bu durum uzarsa ve çocuk okula gitmeyi reddetmeye başlarsa , okul gitmek bir sorun haline gelirse okul fobisi dediğimiz durum başlamış demektir ve yardım alınmalıdır. Genellikle bu tip çocukların ebeveynlerinin kaygılı ve evhamlı kişiler oldukları bilinmektedir. Okul fobisi ilerleyen okul yıllarında da ortaya çıkabilen bir durumdur.

Çocuğum okulda yazı yazmak istemiyor, sınıfta dolaşıyor, hareketli, evde ödevlerini yaptıramıyorum, hiperaktif olabilir mi?

Cevap: Hiperaktif çocuklarda en sık rastladığımız yakınmalar, aşırı hareketlilik veya kıpırtılı bir hal, okulda yazı yazmak ve okumak istememe, özellikle birinci sınıfta sık sık sınıf içinde dolaşma, çabuk sıkılma, ödevlerini almadan gelme, eşyalarını unutma, dersleri dinlememe, acelecilik, sırasını bekleyememe, arkadaşlarıyla  konuşma ve onların da dikkatini dağıtma giibi davranışlardır. Bu çocukların ödev yapmaya başlamaları ve birimeleri uzun sürebilir veya baştansavma yapıp bitirmeyi tercih edebilirler. Genellikle çizgi film izlemek ve bilgisayar oyunu oynamak gibi faaliyetlere ise genellikle uzun süre kendilerini verebilirler.

Çocuğum ikinci sınıfta, okuması ve yazması çok yavaş, hala harfleri karıştırıyor, eksik veya ters yazıyor, ders yaparken çok sıkılıyor, sorunu ne olabilir?

Cevap: Bu tür sorunlar genellikle ilkokul ile birlikte farkedilmeye başlar ya da daha önce farkedilmeye başlansa bile bir sorun olduğu, yaşıtlarından geride kalmaya başladığında kabul edilmeye başlar.

Normal ve normal üzeri zekaya sahip, herhangi bir duyusal özürü olmayan, herkes ile aynı eğitimi alıyor olmasına rağmen beklenen başarıyı gösteremeyen çocuklarda görülen bir      durumdur. Kimi zaman okumada, kimi zaman yazmada, kimi zaman da matematik alanında ve mekanda yönlenme alanlarından birinde ya da birkaçında birden görülen zorluklardır.   Özgül öğrenme bozuklukları diye adlandırlır bu durum.

  •     Sözlü talimatları dinleme ve izlemede zorlanabilirler
  •     Matematik güçlükleri olabilir,
  •     Sağı solu karıştırırlar,
  •     Harfleri karıştırabilirler,
  •     Eksik yazma, kelimelerde hecelerin yerini değiştirme, harflerin sırasını değiştirme görülebilir,
  •     Yazının okunamak oluşu,
  •     Okuduğunu anlamada zorlanma,
  •     Yavaş ve yanlı okuma,
  •     Okumada satırı takip edememe, görülebilir.

Bu bozukluğa sahip çocuklar genellikle zorlandıkları alandan uzaklaşma eğilimi taşırlar. Ders çalışmak istemezler, sınıfta dersi takip etmekte zorluk yaşarlar, bazıları sessizce talimatlara elinden geldiği kadar uyar ama başaramadığını farkederek duygusal sorunlar da       yaşar, bazısı da uyum göstermek bir yana davranışları ile ilgili sorun yaşamaya başlar.

Özgül öğrenme bozukluğu bir düşünme farklılığıdır. Bu nedenle bu çocukların her biri    birbirinden farklıdır. Bu farklılık da bireye özgü başetme planları yapmayı gerektirir.

Yukarıda sıralanan belirtiler farkediliyor ise uzman yardımı almak gerekir. Zamanında     müdahale bu tür çocukların güçlükleri ile başedebilmelerinde son derece hızlı yol almak  konusunda yararlı oluyor.

Çocuğum çok içine kapanık, okulda arkadaş edinemiyor, açılabilmesi için ne yapmalıyız?

Cevap: İçe kapanık çocuklar kendilerini yeterince ifade edemezler, duygularını, düşüncelerini anlatabilmekte zorlanırlar. Bu durum, özellikle yeni ortamlara uyum sağlamakta zorluk yaşamalarına neden olur. Çünkü yeni, tanımadıkları ortamlarda kendilerini güvensiz hissederler. Kendilerini anlatmaktan çok anlaşılmayı beklerler. Ancak karşısındakiler kendi yaşlarında ve olgunluktakiler olduğunda bekledikleri anlayışı göremezler. Bu nedenle arkadaşlık kurmakta zorlanırlar.

Bu çocukların güven duygularının güçlendirilmesi gerekir. Öncelikle kendini ifade etmesi konusunda teşvik edimeliler. Hoşlanmıyorsa istemiyorsa “hayır “ demesi, olumlu duygusunu da söylemesi ( yetişkin bu konuda kendisi ile ilgili olarak örnek olmalı ), düşüncelerini anlatabilmesi sağlanmalı.  Sosyal ortamlar içinde bulunması sağlanmalı. Eve arkadaş çağırma , doğum günü davetlerine katılma, bir spor aktivitesine katılmasını sağlama, yaşına uygun tiyatro, gösterileri izlemesini sağlama gibi. Sosyal çevrenin düzenlenmesi işey yarayabilir. Anne, sınıftan anlaşabileceğini düşündüğü aileler ile iletişimi geçebilir, bu çocuklarla okul dışında bir oganizasyon yapılabilir. Okul dışında birlikte zaman geçirmek çocukların okul içindeki arkadaşlıklarını da etkileyebilir. Birbirlerini tannıdıkça oyuna davet etmek ya da edilmek daha kolaylaşabilir.

Çocukta dikkat eksikliği nasıl farkedilir?

Cevap: Dikkat eksikliği düşündüren en önemli yakınmaları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz;

  •     Sanki aklı başka bir yerdeymiş gibi, ayakta uyuyor
  •     Soruları okumadan cevaplıyor,
  •     Dersin başına oturamıyor
  •     Sınavlarda bildiği soruları bile yanlış yapıyor
  •     Çok basit işlem hataları yapıyor
  •     Çok dağınık
  •     Eşyalarını orda burda unutuyor
  •     Sık sık birşeyleri bahane edip dersin başından  kalkıyor
  •     Başladığı işleri tamamlamakta güçlük yaşıyor
  •     Ödevlerini hep son ana bırakıyor
  •     Kendi başına ders çalışamıyor

Dikkati değerlendiren testler var mıdır?

Cevap: Dikkat eksikliği tanısında en önemli bilgi kaynağı klinik muayene sonucu, ebeveynler ve okuldan alınan öyküdür. Tanıda destekleyici, ayrıcı tanıda yardımcı ve tedavi sürecinde takibte önemli olan WISC-R, CPT, SAT, Stroop gibi değerli nöropsikolojik testler mevcuttur. Hekim gerekli görürse bunları önerir.

Çocukta ders başarısızlığının sebepleri nelerdir?

  • Dikkat Eksikliği Bozukluğu
  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
  • Öğrenme Bozuklukları (Disleksi, Disgrafi, Diskalkuli..)
  • Zihinsel yetersizlikler
  • Duygusal Sorunlar
  • Ders çalışma alışkanlığının kazanılmamış olması

Çocukta zeka testleri kaç yaşından itibaren uygulanabilir?

Cevap: Çocukta zeka testleri her yaştan itibaren uygulanabilir. Ancak altı yaş öncesinde gelişiminin değerlendirmesinin rakamsal olarak değil, dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sözel gelişim şeklinde yapmak daha doğrudur. Altı yaşından sonra diğer IQ testleri daha güvenilir sonuçlar verir. Genellikle öğrenme alanlarını ayrı ayrı değerlendiren testler daha bilgilendiricidir.

Sınav kaygısı yaşayan çocuklara nasıl davranılmalı?

Cevap: Kaygı, bir miktar olması gereken bir duygudur. Hiç olmasaydı, herhangi bir şeyi gerçekleştirmek üzere çaba göstermemiz zor olurdu, ya da sorumluluklarımızı yerine getirmemiz. Ancak yüksek kaygı da iç dünyamızdaki dengeleri bozmaya neden olabilir. Sınavlar, başarı ve başarısızlıların yaşandığı, her iki olasılığın da olduğu bir durum. Eğer gerçek performansı göstermeyi engelleyecek boyuta ulaştı ise harekete geçilmesi gereken bir durumdur. Bu noktada çocuğun kişilik yapısı, ailenin tutum ve beklentileri çok önem taşır. Kaygılı yapıda bir çocukta sınav kaygısı da görülme olasılığı yüksek olacaktır. Ancak ailenin çocuğun yapabileceği, gerçekleştirebileceklerinden daha fazla beklenti içinde olmaları çocuk üzerinde yoğun baskı oluşturacağından kaygı düzeyinin artmasına neden olacaktır. Bu nedenle her şeyden önce çocuğumuzu çok iyi tanımalı, beklentilerimizi buna göre oluşturmalıyız.

Her sınav sonrası kaç yanlış var diye mi, kaç doğrun var diye mi soruyoruz buna dikkat edebiliriz.

Sınav sonucu beklenen altında olduğunda eleştirmek, kızmak yerine, nedenini     öğrenmeli. Bilmediği için mi? Çalışma yöntemi mi yanlış? (Doğru çalışma yöntemlerini biliyor mu? Mutlaka etkin ders çalışma yöntemleri kullanmaları konusunda çocuklar desteklenmeli. )Yoksa dikkati ile ilgili bir sorun mu var? Dikkat hataları mı yapıyor? Bunlar değerlendirilmeli.

Elbette, sadece sınav sonucu değil, gerçekte bilgiyi öğrenmiş olmasının önmli olduğu vurgulanmalı.

Öğrenmekten zevk duyması sağlanmalı. Sınavlar ve sonuçları evdeki konuşmaların odak noktası haline getirilmemeli. Okul dışı etkinlikleri olması sağlanmalı. ( Her ne kadar sınavlar nedeniyle spor ya da çocuğun zevk alabileceği bir müzik aktivitesine zaman olmadığı söylense de bunlara mutlaka zaman ayırlımalı ki çocuk ya da genç kendini farklı etkinliklerle de ifade edebilmeyi gerçekleştirip rahatlayabilsin )

Ergenle iletişimde nelere dikkat edilmeli?

Cevap: Ergen ile iletişim her şeyden önce sabır ister. Ancak çocuklarımızla iletişim sadece ergenlikte dikkat edilmesi gereken bir durum değildir. Çocuklarımızla doğdukları andan itibaren kurduğumuz iletişim önemlidir. Onları anlamaya çalışmak henüz konuşmayı bilmedikleri dönemlerde onların ihtiyaçlarını farkedip gidermekle başlar. Daha sonra sözlü iletişim ile devam eder. İletişim denildiğinde önce konuşmak akla gelir oysa iyi bir iletişim kurabilmenin temel taşıdır iyi bir dinleyici olabilmek. Küçük yaştan itibaren onlarla iyi bir  iletişim kurulması, ergenlik döneminde en büyük yardımcınız olacaktır. Ergen, kendisine saygı duyulmasını ister. Başkalarının yanında eleştirmemek, öfkeli anlarda konuşmak yerine sakinleştikten sonra konuşmak, onu bir birey olarak kabul edip ayrı istek ve beğenileri olabileceğini göz önünde bulundurmak, başkaları ile kıyaslamamak, onur kırıcı sözler kullanmamak, onların anlaşılmak ve önemsenmek isteğini karşılamak, istenmeyen davranışlarını abartmamak ergen ile iletişimde dikkat edilmesi gereken noktalardır.

Çocuğumun uyuşturucu madde kullandığını nasıl anlayabilirim?

Cevap: Aileden aşırı uzaklaşma ve içe kapanma, yorgunluk, uykusuzluk veya aşırı uyku, sinirlilik, iştah artışı veya azalması, aşırı şüphecilik, hallüsinasyonlar, gözlerde kanlanma, ağız kuruluğu, kalp çarpıntısı, göz bebeklerinde büyüme, gerginlik, aşırı neşe, dengesizlik, yargılama bozukluğu, kilo kaybı, titreme veya terleme, işlevsellikte bozulma (ders başarısında düşme vs.) madde kullanan gençlerde en sık gözlenen bulgulardır. Bu bulgular başka birçok psikolojik ve fiziksel rahatsızlğından bulguları da olabileceğinden şüphelenildiğinde çocuğun davranışları yakından izlenmeli ve bir ergen psikiyatristinden yardım alınmalıdır.

Kızımın/oğlumun sigara içtiğini öğrendim, nasıl davranmalıyım?

Cevap: Bu durum sizi üzecek ve kızdıracaktır elbette. Ancak eğer direkt olarak yasaklama, kızma, öfkeli davranma gibi tavırlarla yaklaşırsanız onu karşınıza almış olacaksınız. Size karşı gelme ihtimalini de göz önünde bulundurmalısınız. Bazıları bunu açıkça yapabildiği gibi, bazıları da dinler gibi görünüp gizli olarak devam edecektir.

Önce buna neden ihtiyaç duyduğunu, hangi gereksinimini karşılamaya çalıştığını anlamaya çalışın. Bunu onunla konuşun. Daha sonra da bu davranışının nelere yol açabileceğini ve sizin bu durum karşısındaki duygularınızı ifade edin. Ancak bunu yaparken, tehdit etme, bağırma, cezalandırma gibi yolları denemenin pek de geçerli veterli bir çözüm olmadığını göz önünde bulundurun. Duygularınızı ifade ederken, tepkilerinizi kontrol edebiliyor oluşunuz önemli.

Ergenlik çağındaki çocuğum vaktinin çoğunu odasında geçiriyor, nasıl davranmalıyım?

Cevap: Bu dönemde aile ilişkileri arkadaşlık ilişkilerinin arkasında kalır. O güne kadar ailesi ile birlikte olmaktan hoşlanan çocuk gitmiş,  zamanını arkdaşları ile birlikte geçirmek isteyen genç gelmiştir. Mahremiyet, özel alan gelişmeye başlar ve genç, buna saygı duyulmasını ister. Zaman zaman odasına girdiğinde kapısını kapatacaktır. Ancak, birlikte yapmaktan hoşlanacağınız etkinliklerinizin, konuşacak ortak konularınızın olması, onun arkadaş çevresini tanıyor olmanız, okul yaşanıtısını takip edebiliyor oluşunuz önemli. Ayrıca bilgisayar başında geçireceği zaman konusunda bir kural olması da gerekli. Ancak bunun yanında, bir spor aktivitesi ile ilgilenmesini sağlamak ya da bir hobisinin oluşmasını sağlamak da önemli. Her şeye rağman odasında vakit geçirmek ve kapısını kapatmak isteyecektir. Bu her zaman telaşlanılacak bir durum değildir.

Bilgisayar bağımlısı bir genci bu alışkanlığından nasıl vazgeçirebiliriz?

Cevap: Çevresi, arkadaşları ile iletişimi nasıl sorusu ilk olarak akla gelir. Çünkü bilgisayar aktif bir sosyal yaşantı içinde sadece olması gerektiği kadar yer alır. Evdeki kurallarınızı gözden geçirebilirsiniz. Yaşına uygun mu? Hem konan kural, hem süreleri. Örneğin yatma saati 9 yaşındaki bir çocukla 13 yaşındaki bir ergende aynı olmamalı gibi. Bilgisayar kullanma günleri ve saatleri de öyle. Bir program oluşturulabilir bu konuda. Belirlenen günlerde ve belirlenen saatler arasında kullanmasına izin verilebilir.  Kurallar konmasına rağmen uyulmuyor ve uygulanamıyor ise, evdeki sınırlar gözden geçirilmeli. ( Anne-baba-çocuk arasındaki sınırlar ) Ayrıca kelimenin tam karşılığı olarak bağımlılık şeklinde yaşanıyorsa bu durum, altında hangi duygusal süreçlerin yaşandığının, iletişim sorunları yada başka bir neden olup olmadığının anlaşılması için bir uzman desteği almak faydalı olacaktır.

Ergenlik dönemindeki çocuklara cinsel bilgilendirme nasıl yapılır?

Cevap: Baştan itibaren çocuk ile iyi bir iletişim kurulması, ergenlik döneminde ebeveyne çok yardımcı olacaktır. Bu dönemin özelliği gereği ergen, arkadaşlık ilişkilerini her şeyin önünde tutar. Kafasındaki soruların cevaplarını da arkadaşlarında bulmaya çalışır veya günümüzde artık internet kullanımı çok yaygın internet yolu ile öğrenir.  Bu döneme kadar evde cinsellik konusunda hiçbir şey konuşulmadıysa ergen anne babanın bu konudaki bilgilendirme isteğini geri çevirmek isteyebilir. ( Bunları zaten biliyorum diyebilir ) Veya bu konu evde bir tabu ise ergen bundan utanabilir. ( Bazen bazı anne-baba için bu konuda konuşmak zordur )

Oysa gelişimin doğal bir parçası. Elbette bedende gelişim ergenlikte nasıl olur, cinsellik nedir gibi soruların doğru cevaplarını ergenin bir arkadaşından değil, bir yetişkinden öğrenmesi daha doğru. Kız çocuk için anne, erkek çocuk için baba bu bilgilendirmeyi yapabilir. Bu konu ile ilgili merak ettiği şeyleri sorabileceği söylenir. Eğer konuşabilmek zor geliyor ya da mümkün olamıyor ise bu konuda yazılmış ergenlere yönelik ciddi yayınlardan yararlanması sağlanabilir.