izmir escort bayan escort mersin adana rus escort escort konya malatya escort bayan escort konya
Anasayfa Mutlu Aile Rehberi Mutlu Çocuk İpuçları Çocukla Tatil Yolculuğu Savaşa Dönmesin

Çocukla Tatil Yolculuğu Savaşa Dönmesin

Çocukla Tatil Yolculuğu Savaşa Dönmesin
0

Çocukla tatil yolculuğu… Bütün bir yıl boyunca çok çalıştık ve şimdi yaz tatili başladı. Çocuklarımız tamamlanan öğretim yılı boyunca çok emek gösterdiler, bir çok yeni bilgi edindiler, sınavlara girdiler, yoruldular ve şimdi aile için çocukla tatil zamanı başladı. Diğer yandan yetişkinler olarak bizler tüm sene çok çalıştık, çaba gösterdik ve biraz olsun tatil yapma zamanımız başlıyor.

Keyifle bavullar toplandı, evde tüm son kontroller yapıldı, musluklar tamam, elektrik fişleri, her şey tamam! Tüm bir yıl boyunca sabırsızlıkla beklediğimiz çocukla tatil planı için halletmemiz gereken tek bir adım kaldı: Ailece çıkacak olduğumuz tatil yolculuğu..

Çocukla tatil veya geziye çıkmadan önce onu bu seyahate psikolojik olarak nasıl hazırlayabiliriz?

İlkokul çağından küçük olan çocuklarda zaman kavramı henüz gelişmemiştir, bu sebeple sık sık sabırsızlanma ve mızıldanma eğiliminde olabilirler. 6-7 yaşından küçük çocuklar kendilerinden şstenen “bekleme” görevini tam olarak kavrayıp, yerine getiremiyebilirler. Bu onların elind eolan bir durum değildir, çünkü 10 dakika ile 10 saatin zamansal farkı hakkında yorum yapamazlar. Öncelikle anne-babalar olarak bu yaş çocuklarımızın zaman algısının henüz gelişmediğini bilip, onlardan beklentilerimizi buna göre düzenlememiz fayda sağlayacaktır.

çocukla tatilSabırsızlık gösteren ve mızıldama eğiliminde olan çocuğumuzu sakinleştirmemiz için onun da keyifle katılabileceği bir faliyette bulunması sağlanabilir, örneği kendi topladığı minik bir çantasını taşıma sorumluluğu ya da sevdiği bir şapkasını kaybetmeden koruması ve tutması görevini verdiğimizde, bir işle meşgul olacağı için, daha uyumlu olacaktır.

Çocuğunuzla konuşunuz, ona zaman ayırarak, durumu anlamasını sağlayınız. Zaten evde bir telşa ve hareketlilik olduğunu kavradığında, farklı ve yeni bir deneyimin sırada olduğunu anlayacaktır. Bu duyguyu nasıl yöneteceğini bilemediği için, he rçocuk farklı şekilde tepkiler verecektir. Çocuğumuzu ne kadar tanırsak, yani gerçekten tanırsak, hangi durumda ne hissedeceğini daha gerçekçi şekilde önceden hesaplamamız mümkün olur. Çocuğumuzla aramızda kurmuş olduğumuz iletişim ne kadar sağlıklı ve güçlü ise, ona anlattıklarımızı ve ondan beklentilerimizi daha doğru anlayacaktır.

Çocukla tatil veya seyahate gidilirken araba, otobüs veya uçak yolculuğu gibi uzun süre hareketsiz kalacağı bir ortamda seyahat eden çocukların sıkılmaması için anne ve babalar nasıl önlemler almalılar?

Her şey tamam, şimdi çocukla tatil için evden çıkma ve tatil yerine ulaşabilmek için bir ulaşım aracını kullanma zamanı geldi. Bu bir araba yolculuğu, otobüs yolculuğu, deniz ya da uçak olabilir. Şimdi bizi yeni bir sürpriz bekliyor: acaba çocuğumuz bu ulaşım aracında ne yapacak, nasıl davranacak??

Tüm yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklar da kendilerini güvenli ortamlarda hissetmek isterler. Güvenli ortam, sakindir, huzurludur, beklenmedik şeyler olmaz, bildiğin ve alışık olduğun şekilde gelişir her şey. Hele konu çocuklar olduğunda, güvenli ortam demek, tanıdığı ve bildiği ortam demektir; istediği zaman yemek yediği, tuvaleti geldiğinde sorunsuzca hallettiği, uykusu geldiğinde rahatça tanıdığı ve bildiği yatağa uzanıp uyumak demektir. Oysa şimdi durum değişti. Tatil yolculuğuna başlıyoruz ve çocuğumuz belkide daha önceden hiç görmediği, hiç deneyimlemediği bir ortam, bir araç ve yabancılarla bir araya gelmek zorunda kalmış olabilir. İstediği ve alışık olduğu şekilde oynayıp, koşturabileceği ortamı şu an yok, her şey büyük insanların belirlediği yeni kurallardan oluşuyor. Tüm bu yeni şartlar çocuklarda öncelikle kaygı düzeyinde artışa sebep olurlar. Artan kaygı düzeyi ile çocuk normalde vermediği, farklı ve beklenmedik tepkiler geliştirebilir.

Çocuğunu daha yakından tanıyan anne-babalar olarak, evladımızın yeme, içme, gezinme, uyku ve tuvalet alışkanlıklarının düzenini biliyor olmamız, bize avantaj sağlayacaktır. Bu konuda bizlere yol gösterecek basit bir kaç öneriyi şöyle sıralayabilirim:

  • Örneğin tatil yolculuğu saatini çocuğumuzun uyku alışkanlıklarına göre düzenleyebiliriz. Evladımızın uyku saatlerine göre çıkılacak olan tatil yolculuğu, çok daha rahat ve sorunsuz geçme olasılığı vardır.
  • Ayrılık obje’si olarak tanımlanan, çocukların yeni ortamlarda yükselen kaygı düzeyini rahatlatacak olan, sevdiği bir objeyi yanında bulundurması sağlanabilir, bu bir oyuncak, bir battaniye, bir kitap olabilir.
  • Çocuğumuzun yemek yeme alışkanlık ve düzeni göz önünde bulundurulmalıdır. Kimi çocuk yemek saatleri konusunda daha hassastır, düşen açlık kan glukozuna verdikleri tepkiler agresyon ve huzursuzluk şeklinde olabilir. Bu sebeple çocuğumuzun beslenme alışkanlığına göre yolculuk sırasında hazırlıklı olmamız fayda sağlayacaktır. Basit bir kaç bisküvi, süt, sevdiği meyveler gibi kan şekerini hızla yükseltebilecek besinler, açlık atağını kesecektir.
  • Yolculuklar kimi zaman planlanandan uzun olabilir, hatta yolda ihtiyaç molası verilmesi atlanabilir. Bu konuda çocukalrımızın yetişkinler kadar dayanklı olmadıklarını hatırlayarak, 2-3 saatte bir tuvalet için yeterli sürede molalar vermek fayda sağlayacaktır.
  • Eğer yolculuk sırasında araba tutması gibi bir sorun yaşanmıyorsa, ya da feribotta dalgalardan dolayı bir sıkıntı yoksa, uçak yolculuğu sırasında göreceli olarak dar bir alanda yolculuk etmek gerektiğinde, elektronik film oynatıclardan yararlanılabilir. Çocuğumuzun sevdiği ve alışık olduğu bir filmi izlemesi, onu daha uyumlu ve sakin olması konusunda biz anne ve babalara yardımcı olacaktır.

• Ortamı değişen çocuklarda oluşabilecek huzursuzluğu önlemek mümkün mü?

Ortam değişikliği, bahsettiğim üzere anksiyete, kaygı düzeyinde artış olarak davranışlara yansıyabilir. Kaygı düzeyi artan çocuk ağlayabilir, mızmızlanabilir, hiç beklenmedik şekilde farklı ve tepkisel davranışlar sergileyebilir. Kısmen bu doğal bir davranış şeklidir, çünkü alışık olmadığı, farklı, yeni bir ortam bilinmezlerle doludur.  Tatil yolculuğu sırasında kullandığımız ulaşım aracına geçildiğinde çocuğumuzun aklında şu sorular belirecektir:

“Bu ortamda bana ne olacak, başıma neler gelecek, ben bu yenş ortamda ne yapacağım, bu ne kadar sürecek?”

Çocuğun kendi bildiği, alışık olduğu ortamın dışında olmak yanı sıra, üstelik belki de hiç tanımadığı kişilerle temas ediyor olabilir. Bu durum çocuğuklarda tedirginliği artıracaktır. Çocuklar tanımadıkları kalabalıklardan ve tanımadıkları yerlerden hoşlanmazlar, bu çok doğaldır. Böyle bir durumda anne ve baba olarak, çok sakin olmalıyız. Çocuğumuzun yeni ortama bir geçiş süreci yaşadığını bilerek, bu geiş srasında ona yardımcı olmalıyız.

Eğer çocuğumuz yolculuk sırasında huzursuzlaşırsa, onu sakinleştirmek için dikkatini farklı bir noktaya çekmemiz çok fayda sağlayacaktır. Ona alternatifler sunarak, sevdiği kurabiyeler, kendini rahat ve huzurlu hissetmesine yardımcı olacak kendi oyuncakları bu konuda yanımızda hazır olmalıdır.

• Bazen toplu taşımalarda, örneğin feribotlarda ağlama krizine giren çocuklarla karşılaşabiliyoruz. Anne ve babalar bu durumun nasıl üstesinden gelebilirler?

Benim küçüklüğümden beri bildiğim ve çok sevdiğim bir şarkı vardır:

Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Hep huysuzluk inatçılık bu keçilerin suçu
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Tam köprünün ortasında iki keçi toslaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay

Aslında çok önemli ve değerli öğretilerle dolu bir şarkıdır. Şarkıdaki hikayede, köprü oratsında karşılaşan ve “önce ben geçeceğim!” “Hayır, ben geçeceğim!” inatlaşması sonucunda, toslaşıp, her ikisi birden köprüden düşen 2 keçinin başına gelenler anlatılır. Demek ki neymiş, 2 keçi olmamak ve inatlaşmamak gerekliymiş!

Çocuğumuzun davranışları yolculuk sırasında kontrolden çıkmadan önce bir çok defa uyarı sinyalleri verecektir. Bu uyarı sinyallelrini doğru yakalamak ve gereknleri zamanında, vakit geçirmeden yapmak önemlidir. Eğer bir şekilde olaylar kontrolünüzden çıkacak olursa ve çocuğunuz tepkisel şekilde, ağlama krizi ile karşınıza çıkarsa, öncelikle ve kesinlikle, anne&baba olarak bizler sakin olmalıyız! (Şarkıyı unutmayız!)

İnatlaşmadan, çocuğumuzun dikkatini farklı ve onun ilgisini çekecek yeni bir objeye yöneltmemiz fayda sağlayacaktır. Bu adımı doğru uygulayabilmek için, anne ve babanın çocuğunu yakından tanıması, çocuğunun ilgi ve merak konuları hakkında bilgi sahibi olması çok önemli avantajdır. Ağlama krizindeki bir çocuğun dikkatini farklı bir konuya çekmek için, onun ilgi alanı olan örneğin yoldaki mavi arabaları sayma oyununa onu davet edebilirsiniz, ya da araç plakası takip oyunu gibi bir aktivite başlatmayı önerebilirsiniz.

Feribot gibi, uçak gibi, kapalı, dar ve yabancıların olduğu bir ortamda ağlama krizine giren çocuk, dışarıdan hiç hoş görünmeyecektir. O durumda öncelikle anne ve baba olarak bzilerin sakin olması ve sakin görünmemiz çok çok çok önemlidir. Olayın kontrolü her şekilde bizlerde olmalı ve çocuğu kontrolden çıkan anne ve baba görüntüsüne bürünmemeliyiz. Daha önceden yaşanmış olan benzer durumlar ve deneyimelr varsa, çözüm yolları konusunda hangi yolları izlemiş olduğumuzu emen hatırlayarak, onları uygulamalıyız.

Unutmamamız gereken ve bu sohbetten anne ve babaların ceplerine eklemelerini önerdiğim çakıl taşı şu olsun: asla çocuğunuzla inatlaşmayın, haberiniz olsun, kazanamazsınız! Çocuklar duygularını rahat ve doğru şekilde ifade edemedikleri için inatlaşma yolunu seçerler ve bu ellerindeki tek ve son kalan iletişim şeklidir. Anne ve babalar olark bizler, inatlaşan çocuğumuzun dikkatini dağıtacak, onun ilgisini çekecek farklı objeler, farklı konular sıralayarak, onu sakinleştirmeniz mümkün olacaktır.

• Seyahate gidilen yer çocuk için büyüleyici olabilir: Örneğin havuzun olduğu bir tatil yöresi, bahçede tavuk ve ineklerin bulunduğu köyler, koşup oynayabileceği geniş alanların bulunduğu yurtdışı parkları… Bir taraftan da söz dinlememe durumları olabilir. Havuzdan çıkmak istememe, ağaca çıkmak için diretme gibi… Yine neler yapabiliriz

Çocukla tatil için gittiğimiz yeni yer, yeni ortam, yeni ev, yeni otel, yeni oyun alanı, yeni oyuncaklar ve farklı bir çok alternatif çocuğumuz için büyüleyicidir! Çocuklarımızın penceresinden bakacak olursak, gittiğimiz bir yayla evi de olsa, bir tatil köyündeki ortam da olsak, hiç fark etmez, büyüleyici ve yeniliklerle dolu olacaktır.

İlk günlerde yeni ortama alışmak zor olabilir. Çocukların kendi rutinleri vardır: kendi yatakları, kendi tabakları, kendi masaları, kendi oyuncakları, kendi tuvalet alışkanlıkları vb. Bu rutinlerin değişimine ilk 1-2 gün hızla adapte olamayabilirler. İlk 1-2 gün tatil yerinde ortamı tanımak, anlamak, çevredeki insanları anlamak için bir bocalama dönemi yaşanabilir. Bunu takiben merak duygusu hakim olacaktır ve etraftaki hemen hemen her yeni şey çcoukların ilgisini çekecektir.

Kendi evinizde sahip olduğunuz imkan ve şartlardan bağımsız olarak, çocuklar girdikleri her yeni ortamda kendi dünyaları açısından keşif yaptıkları için her şey büyüleyici ve şaşırtıcı gelebilir. Çok sık yaşanabilecek böylesi durumlar, kimi zaman durum ve zaman yönetiminde disiplin sorunlarını beraberinde getirebilir. Yemek zamanı geldiğinde oyuna son vermek ya da akşam olduğunda deniz-havuz faliyetlerini sonlandırmak çocuklar için uyum gösterilmesi zor durumlardır. Böylesi durumlarda, öncelikle anne ve baba olarak sizlerin net ve kararlı duruşu çok çok önemlidir. Planlı olarak hareket etmeniz, çocuğunuzun size uyumu konusunda zaman kazanmasına yardımcı olacaktır.

Örneğin, tam oyun ortasında çocuğunuza yaklaşıp: “Hadi gidiyoruz, gel bakalım!” dediğinizde, karşılacak olduğunuz şeyin sizi şaşırtmaması gereklidir. Size karşı gelen, söylediğinizi yapma isteğinde olmayan, uyumsuz ve aksi bir davranış sergileyen çocuğunuzla karşılaşmaya hazır olunuz.

Bu durumlarda, çocuğunuzun hararetli şekilde, keyifli bir oyun faliyeti içind eolduğu sırada, birden devreye girip, faliyetin sonlanmaını istemek yerine, ona zaman verin ve verdiğiniz zamana uyun. “Haydi bakalım, sana tam 10 dakika daha veriyorum, ardından şu şu faliyete geçeceğiz!” söylemi, çocuğunuzla iletişim konusunda size yardımcı olacaktır. Üstelik sonlansırmasını talep ettiğiniz faliye yerine, yeni ve farklı bir faliyeti öneriyor olamnız, çocuğunuz açısından yeni bir aktivite olarak yorumlanacaktır.

“Haydi bakalım, 10 dakika daha devam edelim, sonra yemeğe gideceğiz ve menüyü sen seçeceksin ” gibi bir söylem, çocuğunuzun uyumuna destek sağlayacaktır.


Sevgi ve anlayış, her kalbe ve düşünceye ulaşır. Sadece nasıl, nerede ve ne zaman kullanacağımızı iyi bilelim. Çocukla tatil konusunda sormak istediğiniz soruları yorum bölümünden iletebilirsiniz.

Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı
Çocuk ve Genç Psikiyatristi

Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi @Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi

İstanbul – Batı Ataşehir
Tel: 0 216 688 14 74

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yapabilir veya merak ettiklerinizi sorabilirsiniz!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir