Aile İçi İletişim İpuçları

0

Aile içi iletişim konusunda çocukların yaşam biçimlerini etkileyen pek çok faktör vardır.

En önemli faktörlerden biridir anne-babanın çocuklara ve kendilerine karşı tutum ve davranışlarıdır. Anne-babalar otoriter, aşırı serbest ya da kararsız davranışlar gösterebilirler. Bazen de çocuklarının eğitimi yöntemleri üzerinde anlaşabilirler/ anlaşamayabilirler.


Aile içi iletişim

Birbirinden ayrı iki ayrı tutum üzerinde durmak gerekirse; Bazı anne-babalar çocukları ile öylesine ilgilidirler ki, çocukları için her şeyi yapmaları gerektiğine inanırlar. Sürekli tembihlerde bulunurlar. “İyi çocuk ol.”

Aile içi iletişim konusunda her davranışa müdahale etmekten kendilerini alıkoyamazlar. Genellikle iyi niyetlidirler. Ama bu aşırı koruyucu davranışlar çocukların özgüvenlerini ve bağımsızlıklarını yok edebilir. Çocuklarının her yaptığının sorumluluğunun kendilerine ait olduğuna inanırlar. Çocuklarına acır ve olayların sonuçlarından koruyarak kendi kendilerine öğrenmelerine engel olurlar. Çocuklarının kendilerine bağımlı olması, kendilerini önemli saymaları için baş nedendir. Anne-baba demokratik bir yaklaşım gerektiğine inanarak hareket ederse, çocukların kendi kararlarını kendilerinin vermelerine ve deneyimlerinin olumlu ya da olumsuz sonuçlarına katlanmalarına izin verecektir. Çocukların kendi deneyimlerinden sonuçlar çıkaracaklarına güvenmek gerekir. Çocuklarına  karşılıklı saygıyı öğretebilmek için anne –babaların  (hükmedici olmadan) kararlı olması gerekir.

– “Kontrol etmeliyim” ‘e inanan anne baba, itaat bekler, ödüllendirir, kazanmaya çalışır. Çocuk ise başkaldırır, kazanmalı ya da haklı olmalıdır, gerçek duygularını saklar, vazgeçer.
– “Çocuğun karar verebileceğine inanırım” diyen anne-baba, seçenek tanır ve yüreklendirir. Çocuğun ise özgüveni artar, işbirliği yapar, problem çözer, beceriklidir.
– “Hakkım var bana borçlusun”’a inanan anne-baba, doğrulukla fazla ilgilenir, dizginleri elinde tutar. Çocuk ise, başkalarına güvenmez, hayatın adaletsiz olduğuna inanır, sömürülmüş hisseder.
– “ Karşılıklı saygıya inanırım” diye düşünen anne-baba,eşitliği arttırır, karşılıklı saygıyı yüreklendirir, çocuğun suçluluk duygusuna kapılmasına izin vermez. Çocuk ise, kendine ve başkalarına saygı duyar, başkalarına güvenir, toplumsal becerisi artar.
– “ Herkes benden daha önemli”’ye inanan anne-baba çocuğa aşırı düşkünlük gösterir, esir olur, isteklerine boyun eğer, hayır demekten suçluluk duygusuna kapılır. Çocuk ise, almayı bekler, toplumsal ilişkileri zayıftır, bencildir.
– “Herkesin önemli olduğuna inanırım” diyen anne-baba,karşılıklı saygı ve yardımı yüreklendirir, gerektiğinde hayır demeyi bilir. Çocuk ise iyi toplumsal ilişkiler kurar, başkalarının hakkına saygı gösterir, cömerttir.
Anne babalar, çocuklarına neyin iyi neyin kötü olduğunu öğretmeye çalışırlar. Öğretmek iyidir. Çocuklarımıza neye inandığımız ve ne düşündüğümüzü anlatır. Onlara, yaşama uygulanacak söze dökülmüş gerçek kurallar verir. Ana babalar çocukların hareketlerine müdahale etmek zorunda kalabilirler. Çocuklar da huysuzlukla cevap verebilirler. Anne babalar bu davranışa tepki göstermek zorunda kalabilirler. Fakat sonra bu, bütünüyle sona erdirilmelidir.

Bir zamanlar bir kralla kraliçe varmış. Bir çocukları olacağını öğrendiklerinde çok sevinmişler. Bebek doğduğunda ona Zambakkkokusu adını vermişler. Çok güzel bir kızmış. Sarayda, adet olduğu üzere, Prenses Zambakkokusu’nun doğumunun beşinci gününde krallıktaki bütün önemli kişiler bebek prensesin doğumu için armağanlar sunmak üzere saraya gelmişler.Gelenler arasında en önemli kişi olan perinin armağanına sıra geldiğinde herkes susmuş. Bilirlermiş onun hediyelerinin her şeyden daha değerli olduğunu. “Prensese mükemmel bir güzellik,en keskin zeka bir de gerçek şefkati” derken  kraliçenin o sırada öksürük krizi tutmuş ve en son söylenen şefkati duymamış. Yıllar geçerken prenses Peri’nin söylediği gibi büyüyormuş. Güzel ve zekiymiş. Fakat şefkatle ilgili bir sorun varmış. Şefkatle ilgili kısmı duymayan kraliçe ilgili bir anne olduğu için zeki ve güzel kızının aynı zamanda şefkatli de olmasını istemiş ve mümkün olan şekilde bunu öğretmiş.

Kraliçe kızının iyi kalpli bir insan olarak yetişmesini o kadar istemiş ki, arayış içerisinde, biraz ileri gitmiş. Annesi onun yaptıklarına öyle çabuk ve öyle çok müdahale ediyormuş ki prenses, iyi kalpli ya da başka bir şey olmak için çok az şansa sahipmiş. Perinin ona verdiği şefkat armağanına rağmen annesinin onu sürekli düzeltmesinin bir sonucu olarak annesine olumsuz duygular besleyerek büyümüş. Sonunda, “ Tüm bunlardan nefret ediyorum. Ülkeyi dolaşan ve istediğini yapan cücelerle ve çirkin cadılara katılarak buradan gitmeye karar verdim.Onlar beni olduğum gibi seviyor ve asla ne yapmam gerektiğini söylemiyor” demiş  ve anne ve babasını terkederek oradan uzaklaşmış.


Aile içi iletişim konusunda dengeyi sağlamak her zaman kolay olmasa da, çocuklar söz konusu olduğunda her tür çaba gösterilebiliyor.

Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Ergen Psikiyatristi İstanbul – Batı Ataşehir Tel: 0 216 688 14 74

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yapabilir veya merak ettiklerinizi sorabilirsiniz!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir